|
|
 |
|

Araştırmacılar,
Rottweiler’in kökenini antik çağlara kadar
takip etmektedirler. İstilaci Roma orduları
Avrupa'nın, Asya'nın ve Afrika'nın türlü
bölgelerine uzanıp oraları egemenlikleri
altına alırken, yaptıklari askeri harekat
esnasında, şüphesiz ki yiyecek, içecek,
askeri malzeme ve teçhizatı da
beraberlerinde taşimak zorunda idiler. Büyük
itina ve organizasyon gerektiren bu ikmal
işleri, onların büyük sığır ve koyun
sürülerini de birlikte götürmeleri sonucunu
doğuruyordu. Konuşlandıkları bölgelerde de
bunları besleyip bakmak önemli bir sorundu.
Gerek hareket halinde iken, gerekse bir
yerlere yerleştiklerinde koruma altında
tutmak zorunda oldukları pek çok canlı,
cansız mahluk ve eşya mevcuttu. Tabii ki,
ordulara gıda temin etmenin bir başka yolu
da, talanı bir tarafa bırakırsak, avcılıktı.
Av askerler için hiç bitmeyen bir görevdi.
Bu yüzden Roma orduları bekçilik,
koruyuculuk, avcılara yardımcılık ve
icabında taşıyıcılık görevlerini yüklenecek
köpekleri kullanıyor ve bunları
yetiştiriyorlardı. Bunlar çok güçlü köpek
cinsleri idi. Sarp dağların aşılmasında,
karda, buzda kızak çekebilen, bazen küçük
arabalara koşulan, küçük ve büyük hayvanlara
çobanlık edebilen, güvenilir güçlü köpeklere
sahiptiler; bunları çok iyi bir eğitimden
geçirdikten sonra, kendilerine savaş görevi
de verebiliyorlardı. Romalılar, geçtikleri
ve yerleştikleri ülkelerde bu görevleri
yüklenebilecek çapta köpeklere rastladıkça,
onları da sahiplenip ordularına
katıyorlardı. Almanya'nın Rottweil şehri
Roma devrinde önemli bir yerleşim merkezi
olmuştu, o zamanki adı, Arae Flavae idi.
İmparator Vespasianus ve sonradan yerine
imparator olan oğlu Titus, daha henüz tahta
çıkmadan Germania’da görevlendirilmişler,
bugünkü Rottweil’in bulunduğu bölgeyi Roma
imparatorluğuna katmışlar ve yerleşim
yerleri kurmuşlardı. Rottweil’de yapılan
arkeolojik kazılarda bulunan Roma hamamı ve
sair yıkıntılar buradaki Roma yaşantısını
açığa çıkartmaktadır. Vespasianus’un
imparatorluğu Milattan Sonra, 69 – 79
yıllarina rastlar; aynı zamanda Kudüs fatihi
de olan ,oğlu Titusun imparatorluk dönemi
ise, M. S. 79 – 81 yıllarıdır. Büyük
Larousse, Rottweiler ırkını şöyle
vasıflandırıyor: Molos köpeği ile çoban
köpeğinin karışımından elde edilmiş çok
güçlü bir köpek türü. Bu tarifi
kurcaladığımızda ,kendimizi antik tarihin
biraz daha derinliklerinde buluyoruz. Molos,
bugün mevcudu kalmamış iri ve güçlü bir
köpek cinsi olarak karşımıza çıkıyor. Yine
ansiklopedilere göre, Molos’ları, Milattan
Önce, 430 – 390 yılları arasında, Balkan
yarımadasının batısında bulunan Epir (
Epeiros ) bölgesinde yasamış bulunan
Molosos’lar yetiştirmişler. Molosos’lar,
Milattan Önce, 390 tarihinde Makedonyalılara
bağlanmışlardır. Şimdi o tarihlere bir göz
atalım;
Makedonyalı
Büyük İskender Milattan Önce, 356 yılında
doğdu ve 20 yaşında, babası Philipos’un
ölümü üzerine tahta çıktı ve o tarihlerde,
Molasların ülkesi Epir, Makedonyalıların
yönetimi altında idi ve Büyük İskender'in
annesi Epirli bir prenses olan Olympia idi.
İskender, doğu seferinde iken, Milattan
Önce, 323 tarihinde öldü. Makedonya,
Milattan Önce 215 ile 148 yılları arasında
Romalılar ile yaptıkları üç büyük savaş ve
çesitli mücadeleler sonucunda yenilgiye
ugradı ve Romanın bir eyaleti haline geldi.
Dolayısı ile Epir bölgesi de artık Romaya
aitti. Tarih kitaplarındaki bu bilgileri,
Romalıların iri köpek toplayıp yetiştirme
merakları ile karşılaştırırsak, Romalıların
Rottweiler’ın ahfadını teşkil eden Molas
köpeklerini böylece Makedonlar'dan almış
olmaları ihtimali büyük ölçüde ortaya
çıkıyor. Diğer taraftan, Büyük İskender'in
de bu köpekleri kendi istilaları esnasında,
orduları içinde kullanmış olma ihtimali
varittir. Bakınız bu hususta gözümüze ne
çarpıyor : Antik dünya hakkında uzmanlaşmış
bir bilim adamı olan Valerio Massimo
Manfredi, Büyük İskender adlı eserinin
Makedonya'dan Anadolu'ya başlıklı I.
Cildinde bir av partisinden bahsederken su
cümleleri kullanıyor: “Epir Kralı İskender,
bu özel gün için kendi topraklarındaki
hayvan yetiştirme merkezlerinden büyük
boylu, burnu iyi koku alan köpekler
getirtti, bir gün önce, dağdaki bir ormanın
kıyısına yerleştirilen bu köpekler yüz yıl
kadar önce doğudan getirilmiş köpeklerin
soylarındandı ve Epirde Molasia iklimine ve
doğasına uyum sağladıklarından özel
yetiştirme çiftlikleri kurulmuştu. Bu
nedenle bu av köpeklerinin cinsine Molassi
denilir olmuştu. Güçleri, iri yapılari ve
acıya dayanıklılıkları nedenle gerçek bir av
partisi için en iyi hayvanlar bunlardı.
Bahsedilen av partisi rast gele bir avlanma
olmayıp aslan avıdır ve o gün biri erkek
diğeri dişi iki aslan öldürülmüştür.
Köpeklerin bu avdaki katkıları önemlidir. Bu
hikayenin geçtiği zamanlarda Büyük İskender
çok gençtir ve henüz Makedonya tahtına
oturmamıştır, ancak annesinden tevarüsen
Epir Kralı ünvanı ile anılmaktadır. Atifta
bulunduğumuz kitabın daha ileriki
sayfalarında, bu güçlü Molas köpeklerini,
İskender'in sadece avlanmakta değil ordusu
içinde de kullanmış olduguna dair bilgiler
edinmekteyiz: İskender Hindistan
seferindedir ve Indus ırmağını geçip, o
zamanlar o bölgede hakim bir kavim olan
Malliler ile çarpışmaktadırlar.Bir tepenin
üstündeki bir kaleyi kuşatmışlar - 3 - ele
geçirmeye çalışmaktadırlar. İskender, her
zamanki gibi askerlerinin en önünde
çarpışmaktadır. Bütün geri dön emirlerine
rağmen, sadık köpeği, Peritas onu takip
etmekte ve gözden kaçırmamaktadır.
Çarpışmalar sırasında, İskender bir an
yalnız başına kalır, düşman onu
şıkıştırmıştır, kendi adamları yetişinceye
kadar yaralanır, öldürülmek üzeredir. Bu
sahneyi, Manfredi’nin cümleleriyle
anlatalım: “Köpek yıldırım gibi rampayı
tırmandı; bir mızrakla yaralanmiş olan
efendisi, kalan son gücünü kullanarak kalkan
ile kendisini savunmaya uğraşıyordu. Her şey
bir anda oldu; Peritas duvarın tepesinden
atladı, düşmanların ortasına gülle gibi inip
hepsini arkaya devirdi; birinin elini
ısırarak kemiklerini kırdı, ötekinin
boğazini parçaladı, üçüncüsünün karnını
deşti. Muhteşem hayvan adeta aslan gibi
çarpışıyordu ve havlayarak, dislerini
göstererek düsmanı korkutuyor, kaçırıyordu.”
İskender bundan yararlanarak geriye doğru
sürünür ve kendini kurtarır, ancak Peritas o
hengame arasında öldürülür. Yaralı İskender
bir sedye ile çarpışma mahallinden
uzaklaştırılırken kale de Makedonyalıların
eline geçer: İskender'in silah arkadaşı,
kumandan Leonatos, ölmüş olan Peritas’ı
işaret eder ve yaşlı gözlerle “Onu da eve
götürün, bu çarpışmanın kahramanı oydu”
der.(V.M.Manfredi – Büyük Iskender – Cilt
III – Dünyanın Hakimi) Bu bir savaş
köpeğinin öyküsü idi, Romalıların Jül Sezar
devrinde bazı köpekleri gladyatör olarak da
kullandıkları biliniyor. Roma devrine ait
bazı yazılı belgeler, Romalıların köpeklere
özel bir ilgi beslediklerini ve köpek
soylarını, bugünkü modern tasnife benzer bir
sekilde iki grupta toplamış olduklarını
göstermektedir: Canes Villatıcı (ev
köpekleri) ve Canes Pastorales (çoban
köpekleri). Biz bu ikinci gurubu çalışan
gurup veya iş köpekleri arasında mütalea
ediyoruz. Rottweiler bu grupta yer
almaktadır. Bütün bu bilgileri özetlersek,
Rottweiler’ın asırlarca önce doğudan gelen
ve Molasiler tarafından çiftliklerde
yetiştirilip eğitilen, sonuçta Molas adı
verilen köpeklerin, Romalılar tarafından
bazı Alman kökenli köpeklerle ile
birleştirilmesinden meydana gelmiş bir cins
köpek olduğunu söyleyebiliriz. Roma devri
gelip geçtikten sonra, orta çağlarda,
Avrupa'da yaşam çok deşisti: Rottweil
kasabası sığır ticaretinin merkezi oldu.
Rottweilerler bu süre zarfında, çoban köpeği
olarak ve çiftliklerde küçük arabaları
çekmekte kullanıldılar. Bu durum 19.
yüzyılın ortalarına kadar devam etti. Bu
tarihlerde sığır sürücülüğünden vazgeçilmeye
ve küçük araba çekiminde de merkep
kullanılmaya başlanıldı. Böylece
Rottweiler’e ihtiyaç kalmıyordu ve bu cinsin
nüfusu azalmaya başladı. Aradan yıllar geçti
ve insanlar birden bu cinsin yok olmakta
olduğunu fark ettiler ve 1900' lü yıllarda
birtakım kulüpler kurarak ırkın devamını
sağladılar.
+ Kaynaklar
+ Encyclopedia of Dog Breeds -D.Caroline
Colie,Ph.D. + The Perfect Match,A Dog Breeder’s Guide
-Chris Walkowitz. + Ana Britannica + Büyük Larousse
+ Köpek – Maksut Eren + Büyük Iskender – Valerio Massimo Manfredi + Türk Ansiklopedisi + Encyclopedia Britannica
|
|